SON DAKİKA

Afyon’a Has Rüya Tabirleri

love
Afyon’a Has Rüya Tabirleri

Hayırdır İnşallah…
Biliyorsunuz ki uyku esnasında vücudumuzun birçok fonksiyonu devre dışı kalmasına rağmen
beynimiz maşallah tıkır tıkır çalışmaya devam eder. Rüyalar ise uyku esnasında çıkagelen,
aslında bilinçaltımızda yer alan tüm düşünce ve imgelerdir.
Neden rüya gördüğümüze dair birçok farklı bilimsel çalışma olsa da henüz tatmin edici bir
açıklama söz konusu değil. Yine de bu rüyaların anlamları ve mesajları üzerine düşünmek,
rüyamızı etrafımızdakilere anlatmak ve rüya tabirleri, rüya rehberleri ve yorumlarını
araştırmak hepimizin ilgisini çeken konulardır.
Bu konuda ortaya ilk teori atan baba isimlerden Freud’a göre “rüyalarımız, uyanıkken
aklımızda bulunan düşüncelerin bir yansımasıymış.”
E bizim aklımız fikrimiz Afyonkarahisar!
Sıradan bir Afyonkarahisarlının herhangi bir vakitte görebileceği rüyaların ne anlama geldiğini
sizin için derledik. İşte Afyonlu rüya tabirleri…
Hadi gündüz niyetine!
Rüyada Kaymak görmek
Köşeyi döndünüz!
Rüyasında kaymak gören ve yiyen kişi zenginliğe, bolluk ve berekete ulaşır. Rüya sahibinin
ağzının tadı yerine gelir ve ailesiyle bu mutluluğunu paylaşır.

kymk
Rüyada Sucuk görmek
Nasip olur mu be!
Rüyada sucuk görmek veya yemek, mirasa konma şeklinde tabir edilmektedir. Ayrıca rüyada
sucuk görmek hayırlı bir kısmet, bereket ve rızıkta artış olarak da yorumlanır.

sck
Rüyada Lokum görmek
Tez vakitte iyi haberler geliyor!
Rüyada lokum yemek; kısmetin açılacağına işarettir. Rüyada lokum görmek, bebeğe, tatlı
söze, hayırlı bir habere işaret eder.

lkm
Rüyada Ekmek Kadayıfı görmek
Boğazınızdan haram lokma geçmiyor!
Rüyada ekmek kadayıfı yediğini görmek haramdan ve yalandan uzak durmaya ve mutlu bir
hayat sürmeye, sabırlı bir insana ve büyük başarılara delalet eder.
Yok ben kaymaksız ekmek kadayıfını ne yerim ne de rüyamda görürüm diyorsanız, Rüyada
“kaymaklı” ekmek kadayıfı yemek hakkı olanı sorunsuz ve sıkıntısız şekilde alacağına, iş
hayatında başarılarının katlanacağına, saygınlığının artacağına yorulur. Kadayıfınıza kaymak
ekleyin ki kariyer basamaklarını hızlı çıkasınız!

kdyf

Aftat: www.instagram.com/afyontatli
Rüyada Haşhaş görmek
Piyango mu o? Rüyada haşhaş görmek, rüya sahibine kolaylıkla mal ve para isabet edeceğine işarettir a
dostlar. Ayrıca Rüya sahibinin maneviyatı yüksek, Allah yolunda bir kişi ile tanışmasına işaret
eder. Tez vakitte olsun!

hashas
Rüyada Bükme yemek
Sıkıntılara elveda!
Rüyanızda bükme görür veya yerseniz kaderiniz ve hayatınız güzelleşir, sıkıntı veren
durumlardan yakın bir zaman içinde kurtulursunuz. Hem işyerine hem haneye bereket gelir
ve yeni bir projeye girip alnınızın akıyla çıkarsınız evelallah!

bkm
Bonus Rüya:
Rüyada Afyonkarahisar şehrini görmek güzel bir hayat sürmeye ve eksik olduğunuz
konularda kendinizi geliştirmeye alamet olur.
Rüyanız hayrolsun!

DCIM101MEDIA

Başlıklar: , , , , , , , ,

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapın.

SİZİN İÇİN ÖNERİLİYOR

08 Mayıs 2019, 15:14

Off Yeter ANNE!

“Off Yeter artık anne ya Yine mi yatağı ıslattın! Yeminle vereceğim seni sonunda huzur evine! Sen de kurtulacaksın, ben de!” diye söylendi kadın.

Annesi uzun zamandır yatalaktı ve konuşamıyordu. Kızının sözleri üzerine kalp atışları hızlandı. Elleri terledi. Dudaklarını kımıldattı. Güzel kızım özür dilerim. İnan bilerek yapmadım. Vallahi farkında bile değilim. Çok özür dilerim diyecekti, diyemedi… Yatağın ucunda duran ve öfkeyle kendisine bakan kızıyla göz göze geldi. İki damla yaş daha fazla kirpiklere tutunamayıp, önce yanaklara, sonra da göğsüne damladı.

“Hah! Şimdi de ağla! Yahu asıl ağlaması gereken benim anne ben! Senin yüzünden Hayri’yle ayrılma noktasına geldik. Adam da haklı. Evinde bile rahat edemiyor. Sen ne güzel ağlıyorsun da söylesene ben kime ağlayayım. Aylardır sana bakıyorum, altını temizliyorum, Bıktım yeminle bıktım…”

Araya kızgın bir demir gibi sessizlik girdi. Kadın söylene söylene yatak çarşaflarını değiştirdi. Annesi kızını daha fazla kızdırmamak için gözlerini kapattı. Biliyordu çocukcaydı ama sanki gözlerini kapatınca orada yokmuş gibi oluyordu..

Son zamanlarda bulmuştu bu oyunu. Ne zaman evdekiler ona söylense, sitem etse, çemkirse, kötü davransa, o hemen gözlerini kapatıyordu.

Kadın hışımla yerdeki ıslak çarşafı alıp odadan çıktı. Annesi yine yalnızlığıyla başbaşa kalmıştı. Derin bir nefes aldı. Aldığı nefes göğsüne saplandı.Başını usulca pencereye doğru çevirdi. Pencerenin önünde duran ve ha kurudu ha kuruyacak bir tek kırmızı güle baktı. Bu odada yattığı zamanda, gül ona arkadaşlık etmişti. Sırlarını onunla paylaşmıştı. Ama gül de bakımsızlıktan önce yapraklarını dökmeye başlamış, sonra da boynunu eğerek dalından kopmuştu.

“Gidiyoruz galiba ikimiz de.” dedi. “Vakit geldi değil mi?”

Gül cevap vermedi. Kadın da onu zorlamadı. “Sen de haklısın. Öleceğimizi bilmek kolay değil ama inan böyle ben burada yatağın ucunda, sen orada daın ucunda yaşamakla öüm arasında sallanıyoruz ya, inan bu da hiç kolay değil. Düşünsene ne ölebiliyoruz, ne yaşayabiliyoruz. Fazlayız dünyaya. Yük oluyoruz sevdiklerimize. En iyisi gitmek biran önce. Ah! Bak ne diyeceğim sana. Hani biz insanlar hapşırıyoruz ya. İşte mesela biz türkler hapşırsak hemen çok yaşa derler. Ama Almanlar hapşırsa, orada da iyi yaşa derler. Bence en doğrusunu onlar söylüyorlar. Mesele çok yaşamak değilmiş, iyi yaşamakmış. Baksana halimize, çok yaşadık da ne oldu. Azar, hakaret, kötü bakışlar..”

59596707_2256825984379324_5129019162852589568_n

Gül biraz daha koptu dalından.
Kadının kalbi sıkıştı..
Karanlık çöktü kente.
Sokak lambaları yandı..
Oturma odasından kahkaha sesleri geliyordu. Çocukların yine misafirleri vardı demek. Ne güzel eğleniyorlar diye iç geçirdi anne. Gülümsedi. Kuzum benim, gül elbette, ben seni çok üzüyorum, yoruyorum, haklısın. Kurban olurum sana

Gül dalından kopup pervazın üstüne yuvarlandı.
Kadının kalbi durdu.
Karanlık çöktü odaya.
Kadın elinde çorba tabağıyla odaya girdi. Yüzü asıktı. Biraz önce dışarda kahkahalar atan kadın gitmiş yerine suratsız sinirli biri gelmişti. Kadın tabağı yatağın yanındaki sehpanın üstüne koydu. Annesine bakmadan, yorganı kaldırıp, yine yatağı ıslatıp ıslatmadığına baktı.

“İnanmıyorum sana anne ya! Daha biraz önce değiştirdim senin altını. Sen inadıma yapıyorsun değil mi bunu? Demin içeride birazcık güldüğümü duydun, sırf ben üzüleyim diye yine yatağı ıslattın de mi? Ah anne ah!”

Başını kaldırdı. Annesinin gözleri kapalıydı. Eli annesinin bacağına değdi. Annesi soğuktu. Hem de buz gibi. Kadın irkildi ve korkuyla geri çekildi. Anne diyebildi sadece. Gerisini getiremedi.

Saksı dünyada kaldı.
Yatak da dünyada kaldı.
Diğer eşyalar gibi, toprak gibi, hava, su, ateş gibi, her şey dünyada kaldı.
Giden gül oldu, giden anne oldu.

Sonra kadın çok ağladı. Dayanamadı, ara sıra gidip annesinin mezar taşına sarıldı. Mezar taşı soğuktu, hatta buz gibiydi.

Mezar taşları yaşayan anneler gibi sıcak olmuyor.
Yaşarken sevdiklerine sarılmayanlar, onlar öldükten sonra mezar taşlarına sarılıyorlar. Geç oluyor.

Kadın da yaşlanacak bir gün. O da çocuklarına muhtaç kalacak belki. Belki onu da bir odaya yatıracaklar ve oda da bir gül olacak.

Sonra gül dalından kopacak, kadın ölecek. Ve onun kızı da onun mezar taşına sarılıp ağlayacak.

Bu hikaye hep böyle devam edecek.
Saksı bu dünyada kalacak..
Yatak bu dünyada kalacak..
İlk ölen, erken ölen hep insan olacak..
Yüreğini hatırla insanoğlu. Senin bir yüreğin var, hatırla!

Devamını Görüntüle