SON DAKİKA

49 yıldır felçli oğluna gözü gibi bakan bir annenin fedakarlık hikayesi

49 yıldır felçli oğluna gözü gibi bakan bir annenin fedakarlık hikayesi

Muğla’da yaşayan 80 yaşındaki Sultan Tolga, 2 yaşında yapılan iğne sonrası beyin felci geçiren yatalak oğluna 49 yıldır bıkmadan usanmadan bakıyor.

Türkiye, Muğlalı Sultan Tolga’yı (80),’Dondurmak Gaymak’ filminde ‘Çoban Teyze’ rolünde ettiği küfürlerle tanıdı. Hiçbir sıkıntısını belli etmeyen Sultan ninenin bilinmeyen yönü ise zihinsel engelli ve yatalak oğluna 49 yıldır gözü gibi bakması.

2459731_8cff46dbaaedba0b9115250320ce3ebf

ACIKLI HİKAYE

Menteşe ilçesinin Karşıyaka Mahallesi’nde yaşayan işçi emeklisi Sultan Tolga, 24 yıl önce eşini, 17 yıl önce ise arı sokması sonucu oğlunu kaybetti.

Yaşlı kadın, kızının evlenmesi üzerine, 2 yaşında yapılan yanlış iğne sonucu beyin felci geçiren engelli oğlu Şevket ile baş başa kadı. Yüzünden gülümseme eksik olmayan ve hayata küsmeyen Sultan nine, ilerleyen yaşına rağmen yatalak evladının sabah kahvaltısını yaptırıp, öğle ve akşam yemeği yediriyor.

2459731_95f718de5f497f81c22a8bfbcd84397f

DOĞARKEN İYİ BAKARKEN KÖTÜ OLMAMALI

Müstakil derme çatma 2 odalı bir evde oğlunu elleriyle besleyen Sultan Tolga, “Çocukluğumdan beri fakirlik içinde büyüdüm. Hep mısır ekmeği yedik. Evlendikten sonra buğday ekmeğini gördüm. Kimsenin malında gözüm yok. Bu yaşıma geldim, elimi uzatıp bir şey almadım. Oğluma bakmaya mecburum. Doğarken iyi, bakarken zor olmamalı. Allah bana güç versin, ben ona bakarım. Bir yanlış iğne çocuğumu mahvetti. Dönemin Belediye Başkanı Erman Şahin elimden tuttu ve bana iş verdi. Yüzümün akıyla ekmeğimi kazandım. Yüz karası yapsaydım hayatta kimsenin yüzüne bakamazdım. Aldığım emekli maaşı ile geçinmeye çalışıyoruz.

ee

Kimseye boyun eğmiyorum. Kuru ekmek ve soğan yiyeyim yeter ki ağzımın tadı bozulmasın” dedi. Sultan nine, evinin bahçe duvarının yıkıldığını ve bir an önce yaptırılması için yetkililerden yardım beklediğini söyledi.

ntro

 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapın.

SİZİN İÇİN ÖNERİLİYOR

13 Kasım 2018, 02:32

Mahalle Fırınları

MAHALLE FIRINLARI
Dört kulplu tekne çıktı ortaya,
Dünden üretildi, ekşi maya.

Fatma nine seslendi ‘’Patatesler soyuldu mu?
Doldurun tekneye bir çuval unu’’

Fırıncıdan alındı nöbet,
O vakte yetiştirilecek elbet.

‘’Haşlanmış patatesleri sürtün taşta!’’
Kaynana emrediyor oturup en başta.

Bağlamış gelin başını, sıvanmış kolları,
Saygılı; sanki hiç yokmuş gibi sorunları.

Mayasını kardı bir köşesinde teknenin
Amanın, pek de hamarat bu gelin.

Kontrol ederek suyun ısısını,
İçinden etti, unutmadı duasını,

Bütün gücüyle girdi, gelin teknenin içine,
İyice yoğurdu, patateslerde katılarak ezercesine.

Yoğurduğu hamur değil hayatı,
Yaşamanın rızkı; hem ümittir, hem acı…

Unu benden, uğrası senden,
İki eltinin hikâyesi aklına geliverdi hemen,

Bir tas unla gelmiş açıkgöz elti,
Dökmüş suyu; ‘’ Cıvık oldu, elti uğra geti!’’

Uğra, su, un derken, bahaneyle,
Hamur olmuş, koca bir tekneyle…

‘’Açıkgözün gözünü seveyim’’
Kaynana seslendi, ‘’Emme neyneyim…

‘’Anam Ayşe, babam paşa,
Gel hamurum gel, taşa taşa’’

Deyip unladı gelin hamurun yüzünü,
Kalın kalın örttü, teknenin üstünü.

Haşhaşlar sürtüldü, haşlandı mercimek,
Ekmek olmadan önce pideler çekilecek.

Hamur mayalandı sabaha karşı,
Bul birini daha, tekneyi fırına taşı.

İki kişi kulplarından tutarak,
Yol gider fırına kıvrılarak.

Çocuklar neşeli, cıvıldaşır ‘’Yağ, yağ yağmur,
Teknede hamur’’gidiyor dört başı mamur…

Mahallede fırınlar, zamanın gerisinde,
Saklanıyor, anılar kara kapının içerisinde.

Hamurlar dökülüyor, örtü serili tezgâha,
El hamuru alsın; bekleyecek biraz daha.

Fışkılar dünden geldi fırına,
Fırıncı atıyor fışkıyı ardı ardına…

Kızacak fırın, yanacak için için,
Çalışmalar, bir lokma ekmek için.

Fırın ağzını açar; sanki koca bir canavar,
Isısını ayarlamak gerek, fazla ise silengi var.

Pişerken, etrafı sarar mis kokular,
Cücüsünü bekler, küçük çocuklar.

Sohbet başlar, pişerken ekmekler,
Kadınlardan oluşan ayaklı gazeteler.

Dert yanar, ayaküstü, komşusuna,
İçler dökülür, çekiştirilir gelin, kaynana.

Kimin kızı nişanlanmış, oğlu evlenmiş,
Laflar demini alırken pideler pişivermiş.

Ekmekler pişerken sabır gerek,
Sırada bekliyor, bükme börek.

Mis gibi taze kokusu yayılır mahalleye,
Eve gidince serilir, içini çeksin diye.

Açlıkla tokluk arası bir dilim ekmek,
Hayata tutunmak için bu kadar emek.

Görülmeye değer, Fatma ninenin huzuru,
Ellerini açıp şükreder hakka doğru.

‘’Bize verdin olmayan kullarına da ver…
Yarabbi açlıkla terbiye etme bizi’’ der.
Zamana uyar, eski mahalle fırınları da,
Birer birer kapatır gözlerini; yaşar anılarda.

Şimdi tescilli ekşi mayalı, patatesli ekmekler,
Yenilenen NO 03 fırında pişmeyi bekler…

Mürşide AYHAN

Yazı ve fotoğraflar: Bir Zamanlar Afyonkarahisar sayfasından alınmıştır. Takip etmek için: https://www.facebook.com/Bir-Zamanlar-Afyonkarahisar-260370814147420/

Devamını Görüntüle