SON DAKİKA

Garahisarlı Ünlüler

Garahisarlı Ünlüler

Afyonkarahisar doğumlu güzide sanatçı ve devlet adamlarını sizler için araştırdık ve derledik. İşte ufak bilgilerle birlikte Afyonkarahisar’ın bağrından çıkmış sanatçı ve devlet adamları:

Nurgül Yeşilçay; 26 Mart 1976’da Afyon’da doğdu. Ortaokul ve lise eğitimini İzmir’de tamamladı. 2001’de Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tiyatro bölümünden mezun oldu. Çok sayıda TV dizileri ve filmlerde oynadı.

6

Emel Müftüoğlu; Babasının asker olması nedeniyle ilk ve ortaöğretimini farklı şehirlerde tamamladı. Aslen Afyonkarahisarlıdır. 1985 yılında profesyonel müzik hayatına ilk adımını Güneş Gazetesi’nin açtığı müzik yarışmasında birincilik alarak attı. Pop şarkıcılığının yanı sıra birçok dizi ve filmde de rol almıştır.

2

Kubat; Türk halk müziği sanatçısının gerçek adı Ramazan Kubat’tır. 4 Ekim 1974’te Belçika’nın Anvers şehrinde doğdu. Emirdağ, Afyonkarahisar kökenli bir göçmen ailesinin çocuğudur. Müzik hayatına Belçika’da başlamıştır. Kendisini doğu ile batı müziğini birleştirecek bir misyoner olarak tanımlamaktadır.

5

Aykut Oray;  Efsane dizi Bizimkiler’in efsane oyuncusudur. Dizideki “Katil” karakteriyle her gün çöp tenekesine çarpar ve evinde horoz beslerdi.13 Ekim 1942, Dinar, Afyonkarahisar’da doğdu 1 Ağustos 2009, Muğla’da vefat etti.

3

Sevgi Soylu Ay; Hem çerkes, hem yörük kızıdır.Usta ses ve cümbüş yıldızı Sefer Soylu’nun kızıdır. Bütün sanat eğitimini babasından almış bunun yanı sıra musıki cemiyetinde kıymetli hocalardan TSM temel eğitimini almış bir sanatçıdır.

yeni8

İlker Başbuğ; 29 Nisan 1943, Afyonkarahisar’da doğdu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 26. Genelkurmay Başkanıdır. 1965 yılında Kara Harp Okulu’ndan, 1968 yılında Piyade Okulu’ndan mezun olmuştur. 2002 yılında orgeneralliğe terfi eden İlker Başbuğ 2002-2003 yıllarında Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı, 2003-2005 yılları arasında Genelkurmay İkinci Başkanlığı, 2005-2006 yıllarında Birinci Ordu Komutanlığı görevlerini müteakip 2006 yılı atamaları ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atanmıştır.

4

Ve 10. Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer; 13.09.1941 Afyon doğumludur.

Afyon Lisesi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Ankara Hakim adayı olarak göreve başladı. Askerliğini Kara Harp Okulunda Yedek Subay olarak yaptı. Sırası ile; Dicle Yerköy Hakimlikleri ve Yargıtay Tetkik Hakimliği görevlerinde bulundu. Medeni Hukuk alanında 1977-1978 de Ankara Hukuk Fakültesinde Yüksek Lisans (Master) öğrenimini yaptı. 07.03.1983 Tarihinde Yargıtay üyeliği ve 27.09.1988 Tarihinde Anayasa Mahkemesi asil üyeliğine atandı. 6 Ocak 1998 de Anayasa Mahkemesi Başkanı seçildi.

5 Mayıs 2000 Tarihinde Türkiye Cumhuriyetinin 10. Cumhurbaşkanlığına seçildi. İlk Hukukçu Cumhurbaşkanımızdır. 16 Mayıs 2000 Tarihinde TBMM’nde yemin ederek görevine başlayan  Ahmet Necdet Sezer TBMM’nde yaptığı ilk konuşmasında Meclis’in saygınlığının korunacağını, laiklik ilkesinden asla ödün verilmeyeceğini, polis devleti çağrışımlarının terk edileceğini, hiç kimsenin inanç ve emeğinin sömürtülmeyeceğini, demokratik kuralların ödünsüz uygulanacağını, hiç kimsenin hukukun üstünde olamayacağını ve hedefinin toplumsal barışı sağlamak olduğunu vurguladı.

27 Ağustos 2007 tarihine kadar Türkiye’nin onuncu Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.

1

Kaynak: http://www.afyonunsesi.com/haber.php?haber_id=295

 

 

Yorumlar

Yazıya 5 yorum yapılmış. Sen de fikrini paylaş!

huseyin uzun 29 Kasım 2016

Ahmet necdet sezeri çok güzel ovmussunuz ama turkiye ye bir faydası mi oldu ondan bahsedin başımızı egdiren bi hem seri oldu sadece

Ali Çoban 2 Aralık 2016

Nilgün Yeşilçay Afyonu memleketi olarak kabul etmiyor onun için listeden çıkarılsın. ..

Hülya güllü 27 Nisan 2017

Ahmet Necdet Sezer çalıp ayakkabı kutularında paraları olmadığı için mi yüzümüzü yere eğdirdi.Nedense dürüst çalışan insanları kötü niyetli olmakla sucluyorsun kahvaltı masasında fazla peynirleri kaldırdığı için kırmızı ışıkta durduğu için insan olduğu başımız yere eğildi .Alışık değiliz biz dürüst siyasetciye Hüseyin Uzun

Metin olukuş 28 Nisan 2017

Kımse o oyle bu boyle demesin. Adamlar ayrım yapmadan ugrasıp yapmıslar. Bu adamlar gıbı bızı anlatıp eskıyı unutmamamızı saglayan baska ne var

garahisar 27 Mayıs 2017

Bizi bir tek Metin Olukuş anlamış. Teşekkürler. O kadar emek harcayıp hazırlıyoruz. Yok onu çıkar yok bu olmamış. Lütfen biraz emeğe saygılı olun biz bütün görüşlere saygılı davranıp objektif bir yayın yapıyoruz.

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapın.

SİZİN İÇİN ÖNERİLİYOR

17 Haziran 2018, 16:31

Eski Afyon’u Anlatan Muhteşem Şiir

eski Afyonkarahisar’a dair yine bir Ünal Taşpınar şiiri;
HAYALLERİMİZ

Ninem Osmanlı kadını,
Mahallede sözü geçer
Kapı önü sohbetlerinde dinlenir
Genellikle söylenir.

Demem o ki
Hani bi zamanlar yani
Kubeli mahallesinde ark önünde
Zamanın birinde
Şimdi masal gibi gelir gençlere
Bulaşık için
Matıf toprağı satılırken sokak sokak, kapı kapı eşek sırtında
Persil yok,
Henüz Tursil yok o zaman
Çamaşır makinası yok bizlerde
Bulaşık makinası yok.
Belki oje de yok!

O zaman esbab taşı vardı,
Çamaşır
Çamaşır kazanında!
Çivit vardı,
O zaman kurna vardı hamamda, hamam tası
Duş yokken, duşakabin yokken evlerde.
Sabah ezanında
İstasyon memurlarının ellerinde sallanan
Sefertasları vardı
Ve en güzeli muhabbet vardı, televizyonlar yokken
Radyo vardı lambalı,
Sokakta, pencerede anteni vardı kocaman.
Sohbet vardı kahvede, gezekte,
Gündüzde, gecede
Hoş sohbet vardı.

Masal değil,
Bilen bilir
Potin vardı, lastik-lapçın vardı kışta kıyamette giymeye
Mes vardı, yemeni vardı,
Tabanı otomobil lastiğinden çarık vardı
Pençe, gizli pençe vardı ayakkabılara
Gömleklere yedek yaka yapılırdı eskiyince değişmeye
Memurlarda siyah kolluk
Öğrencide siyah önlük,
Hokka, divit
Kalemlere bitmesin diye takılan kamış vardı.

Hani okulda yerli malı haftası için elma, armut, portakal
“Yerli malı, yurdun malı
Herkes onu kullanmalı”
Hani şarkı gibi dilimizde!

Sümerbank vardı,
Patiska vardı, pazen vardı
Hırkalarımız el emeği, göz nuru…
Bakır kap vardı
Tenekeci, kalaycı vardı.

Her taraf haşhaş tarlasıydı sanki köylerde
Mor
Beyaz,
Mor beyaz!
Yün, yapağı alıp satılırdı çarşıda
Afyon sakızı alınıp satılırken Uzun Çarşı’da sokak ortasında
Uluorta
Kimse dönüp bakmazdı bu nasıl iş diye
Alkoloit bilmezdik o zaman
Bir tüccarlar vardı afyon ticaretinde,
Bir Toprak Mahsülleri Ofisi.

Huriye Aba diye bilinir
Kuduz mütehassısı sanki ninem
Köpek ısırmışsa gelirler, köpek dalamışsa gelirler
“Benim elim değil, Hasan-ı Basri’nin Dede’nin eli” diye okur-üfler
Bir lokma ekmek verir hastasının ağzına
Bin dua ederek gönderirdi ninem
Mutlu
Sevinerek çıkardı evden konu komşu
Bin duayla
“Sağol Huriy’aba”

Ramazan’da bi sokak aşağıda Kubeli Camii’nde Teravihte
Hep aynı halının aynı yerinde.
“Gak gız!” demeye fırsat vermeden yeri açılır
Ya da ayrılmıştır her zamanki köşe Kubeli’de
Namazını kılar hep aynı yerde.

Abdullah Uluçelik İmaret’te ezan okurken
Ya da bi türkü
Önce “Yeşil olur İmaret’in selvisi”,
Yine
Abdullah Uluçelik;
Cemal Altıniğne, Hulusi Yamaner eşliğinde
Sonra bi kırık hava
“Gap’ardına da asa da goymuş galbırı
Bekarları yatağından galdırı”
Tahta kaşıklarla oynayan köçekler
Kimi şerbet, kimi rakı
Çay bardağından içecekler!

Düğünde çorbayla başlayan, bamyayla biten
Yiyecekler
Börek, yaprak dolması, kaymaklı kadayıf tatlısı
Deperotulu, etli pilav, kayısı hoşafı ve daha neler neler
Bazen yirmiiki çeşit sıra yemeği derler.

Çalgıcılar bi yanda
Gençler bi yanda
Yaşlılar bi yanda
Eğlence, muhabbet gırla!
“Hadi len!” demişse gaynata
Fırla!

Dedemin arka cebinde çevre vardı o zamanlar
Yeleğinin bir cebinde cep saati lokomotiflisinden,
Bir cebinde madeni paralar
Saat kaç dede deyince öğlen üzeri okul arasında
Şifreyi çözmüştür dedem
Kuru üzüm için delikli yüz para!
Ya da Muharrem’adan Şam tatlısı
Otpazar Camii’nin karşı köşesinden.

Babamın mendili arka cebinde
Pamuklu bezden
Henüz yoktu kağıt mendil bakkalda
En ala çukulata gofret
“Boş yok, boşa para yok!” diye çarşının pazarın bir köşesinde
Kader, kısmet
Çekiliş!
En çok çıkacak olan yine gofret!

Pazar yeri ayrı bir eğlence mekanı
“Otuziki dişine kemane çaldırıyor
Buz gibi gazoz”
Testereyle açmazsa olmaz,
Kalecik’in karında soğutmadıysa olmaz,
Gazoz köpürmeden açılmışsa yine olmaz,
Patlatarak ses çıkarmadıysa açarken olmaz!

“Ah ne güzel nane şeker!”
Mani okuyarak gezer
“Cambaza bak!”
“Sihirbaz Madreke gelmiş”
“Haldeki bütün portakallar
Arkasından gidermiş”.

Masala bak deme
Sen delikanlı,
Sen hanım kız
Masala bak deme
Hep masal gibi geçti
Bütün gençliğimiz
Hani masaldaki gibi:
Zümrütü Anka kuşu hariç
Bir varmış,
Bir yokmuş misali
Gökten düşen elmalar sizin olsun,
Bütün ümitleriniz sizin
Anılarımız bizim
Bize kalan yaşanmış, yaşanmamış hayallerimiz,
Hayallerimiz bizim!

MEHMET ÜNAL TAŞPINAR

9797CC0D-7378-43E5-98D0-D374449B364A

Şiir Facebook’ta “Bir Zamanlar Afyonkarahisar” sayfasından alınmıştır.

Devamını Görüntüle