SON DAKİKA

Kur’an Okurken Vefat Eden Hafız: Mehmed Ali Şeflek Hoca

Kur’an Okurken Vefat Eden Hafız: Mehmed Ali Şeflek Hoca

Sosyal medyada hızla yayılan bu fotoğrafla tanıdık Mehmed Ali Hoca’mızı. Herkesin gıptayla baktığı bir fotoğraftı asıl gıptayla bakılan şey fotoğraftan öte ölüm şekliydi. Bir Hadis-i Şerif’te “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle haşrolursunuz.” deniliyor. Mehmed Ali Hoca’nın hayatına baktığımız zaman ömrü boyunca Kur’an ile meşgul olmuş ve öyle de hayata gözlerini yummuş. Geçmişinde Afyon’da Emirdağ’da da Bediüzzaman Said Nursi’yi ziyarete gelmiş. Afyon’da bulunduğuna dair Dr. Mahmut Koçak da sosyal medya hesabından şu bilgiyi vermiştir: “Ali Şeflek hocam, hafızlığını Afyonkarahisar da, o zamanın önemli alimi Topal hoca ( kesik bacak İsmail hoca) dan almış , Ali Dalyan, rahmetli Veysel Yıldırım, rahmetli Talat Koçak, rahmetli Abdullah Akar gibi hafızlık arkadaşları ile gönül bağını koparmamış hayırsever, güzel bir insandı. Son yılları dışında istanbul da yaşadı. Tıp fakültesi öğrencisi iken birkaç defa dükkanına uğramış hayır duasını almıştım. Mekanı cennet olsun.”

Ne diyelim Allah gani gani rahmet etsin bu mübarek dine ve Kur’ana hizmete eden bu insana. Allah hepimize böyle hayırlı ölümler nasip etsin. Amin.

Başlıklar:

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapın.

SİZİN İÇİN ÖNERİLİYOR

23 Mayıs 2020, 18:35

İçinizi ısıtacak bir hikaye

cry
İnsanları Utandırmadan Mutlu Edebilmek

Küçük kız babasına “Baba muz alır mıyız?” diye sordu. “Söz kızım paramız kalırsa bu hafta alacağız” diye geçiştirdi babası fakat hemen arkasında duran beni fark etmedi. Pazarcıya döndüm ve

“Bu baba ve kızına iyi bak. Şimdi 2 kilo Muz tart. Birazdan buradan geçerlerken adama seslenip ‘Hani geçen hafta bozuk yok diye para üstü verememiştim ya, al bu muzu helalleşelim’ diyeceksin. O baba çocuğunun yanında rencide olmasın, ufaklığın canı çekmiş. Söz 4-5 kilo da ben alacağım, hem sevaptır, bereketlenirsin. Şimdi ben hemen arkadan sizi seyredeceğim”

deyip biraz uzaklaştım…

Biraz sonra gelirken göründüler. Adam, muz tezgahını görmesin diye kızını diğer tarafa almıştı. Derken pazarcı abi tam dediklerimi yaptı ve muzları verdi.

Küçük kız poşeti babasına bırakmadı, kendi taşıdı. Fakat babası durumu anlamıştı. Başı önde yürüdü gitti. Giderken de geriye dönüp gözleriyle pazarcıya teşekkür eder gibi baktı. Pazarcı abinin yanına gidip parasını uzattım, almadı. Gözleri dolmuştu, yutkundu.

İşte birini utandırmadan mutlu etmek bu kadar kolaydı. Aslında 7 liraydı kilosu, fakat olmayınca olmuyordu. Ama beni en çok etkileyen, poşetin içinden alıp bir tanesini yemek isteyen kızına “Evde yersin kızım belki alamayan vardır olur mu?” diyen o baba oldu…
Alıntı..

Devamını Görüntüle