Off Yeter ANNE! – Garahisarliyin.com

Bizi Çocukluğumuza Götüren Çizimleriyle Ali Miri Art

“Namus Benimdir Hakim Bey, Bir Kağıda İmza Attık Diye Kimselere Bırakmam!”

Pablo Rochat’s Creative and Funny Social Media Manipulations

Amazing Commercial from World

Off Yeter ANNE!

HABERLER 8 Mayıs 2019
610 views

“Off Yeter artık anne ya Yine mi yatağı ıslattın! Yeminle vereceğim seni sonunda huzur evine! Sen de kurtulacaksın, ben de!” diye söylendi kadın.

Annesi uzun zamandır yatalaktı ve konuşamıyordu. Kızının sözleri üzerine kalp atışları hızlandı. Elleri terledi. Dudaklarını kımıldattı. Güzel kızım özür dilerim. İnan bilerek yapmadım. Vallahi farkında bile değilim. Çok özür dilerim diyecekti, diyemedi… Yatağın ucunda duran ve öfkeyle kendisine bakan kızıyla göz göze geldi. İki damla yaş daha fazla kirpiklere tutunamayıp, önce yanaklara, sonra da göğsüne damladı.

“Hah! Şimdi de ağla! Yahu asıl ağlaması gereken benim anne ben! Senin yüzünden Hayri’yle ayrılma noktasına geldik. Adam da haklı. Evinde bile rahat edemiyor. Sen ne güzel ağlıyorsun da söylesene ben kime ağlayayım. Aylardır sana bakıyorum, altını temizliyorum, Bıktım yeminle bıktım…”

Araya kızgın bir demir gibi sessizlik girdi. Kadın söylene söylene yatak çarşaflarını değiştirdi. Annesi kızını daha fazla kızdırmamak için gözlerini kapattı. Biliyordu çocukcaydı ama sanki gözlerini kapatınca orada yokmuş gibi oluyordu..

Son zamanlarda bulmuştu bu oyunu. Ne zaman evdekiler ona söylense, sitem etse, çemkirse, kötü davransa, o hemen gözlerini kapatıyordu.

Kadın hışımla yerdeki ıslak çarşafı alıp odadan çıktı. Annesi yine yalnızlığıyla başbaşa kalmıştı. Derin bir nefes aldı. Aldığı nefes göğsüne saplandı.Başını usulca pencereye doğru çevirdi. Pencerenin önünde duran ve ha kurudu ha kuruyacak bir tek kırmızı güle baktı. Bu odada yattığı zamanda, gül ona arkadaşlık etmişti. Sırlarını onunla paylaşmıştı. Ama gül de bakımsızlıktan önce yapraklarını dökmeye başlamış, sonra da boynunu eğerek dalından kopmuştu.

“Gidiyoruz galiba ikimiz de.” dedi. “Vakit geldi değil mi?”

Gül cevap vermedi. Kadın da onu zorlamadı. “Sen de haklısın. Öleceğimizi bilmek kolay değil ama inan böyle ben burada yatağın ucunda, sen orada daın ucunda yaşamakla öüm arasında sallanıyoruz ya, inan bu da hiç kolay değil. Düşünsene ne ölebiliyoruz, ne yaşayabiliyoruz. Fazlayız dünyaya. Yük oluyoruz sevdiklerimize. En iyisi gitmek biran önce. Ah! Bak ne diyeceğim sana. Hani biz insanlar hapşırıyoruz ya. İşte mesela biz türkler hapşırsak hemen çok yaşa derler. Ama Almanlar hapşırsa, orada da iyi yaşa derler. Bence en doğrusunu onlar söylüyorlar. Mesele çok yaşamak değilmiş, iyi yaşamakmış. Baksana halimize, çok yaşadık da ne oldu. Azar, hakaret, kötü bakışlar..”

59596707_2256825984379324_5129019162852589568_n

Gül biraz daha koptu dalından.
Kadının kalbi sıkıştı..
Karanlık çöktü kente.
Sokak lambaları yandı..
Oturma odasından kahkaha sesleri geliyordu. Çocukların yine misafirleri vardı demek. Ne güzel eğleniyorlar diye iç geçirdi anne. Gülümsedi. Kuzum benim, gül elbette, ben seni çok üzüyorum, yoruyorum, haklısın. Kurban olurum sana

Gül dalından kopup pervazın üstüne yuvarlandı.
Kadının kalbi durdu.
Karanlık çöktü odaya.
Kadın elinde çorba tabağıyla odaya girdi. Yüzü asıktı. Biraz önce dışarda kahkahalar atan kadın gitmiş yerine suratsız sinirli biri gelmişti. Kadın tabağı yatağın yanındaki sehpanın üstüne koydu. Annesine bakmadan, yorganı kaldırıp, yine yatağı ıslatıp ıslatmadığına baktı.

“İnanmıyorum sana anne ya! Daha biraz önce değiştirdim senin altını. Sen inadıma yapıyorsun değil mi bunu? Demin içeride birazcık güldüğümü duydun, sırf ben üzüleyim diye yine yatağı ıslattın de mi? Ah anne ah!”

Başını kaldırdı. Annesinin gözleri kapalıydı. Eli annesinin bacağına değdi. Annesi soğuktu. Hem de buz gibi. Kadın irkildi ve korkuyla geri çekildi. Anne diyebildi sadece. Gerisini getiremedi.

Saksı dünyada kaldı.
Yatak da dünyada kaldı.
Diğer eşyalar gibi, toprak gibi, hava, su, ateş gibi, her şey dünyada kaldı.
Giden gül oldu, giden anne oldu.

Sonra kadın çok ağladı. Dayanamadı, ara sıra gidip annesinin mezar taşına sarıldı. Mezar taşı soğuktu, hatta buz gibiydi.

Mezar taşları yaşayan anneler gibi sıcak olmuyor.
Yaşarken sevdiklerine sarılmayanlar, onlar öldükten sonra mezar taşlarına sarılıyorlar. Geç oluyor.

Kadın da yaşlanacak bir gün. O da çocuklarına muhtaç kalacak belki. Belki onu da bir odaya yatıracaklar ve oda da bir gül olacak.

Sonra gül dalından kopacak, kadın ölecek. Ve onun kızı da onun mezar taşına sarılıp ağlayacak.

Bu hikaye hep böyle devam edecek.
Saksı bu dünyada kalacak..
Yatak bu dünyada kalacak..
İlk ölen, erken ölen hep insan olacak..
Yüreğini hatırla insanoğlu. Senin bir yüreğin var, hatırla!

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapın.

İlginizi Çekebilir
Ev Hali – Hikaye

Ev Hali – Hikaye

12 Temmuz 2019
30 views
Sobadaki Hikmet – Menkıbe

Sobadaki Hikmet – Menkıbe

12 Temmuz 2019
36 views
Ramazan’ı Yaşamak

Ramazan’ı Yaşamak

17 Mayıs 2019
21 views
Helal Lokma

Helal Lokma

12 Mayıs 2019
132 views
Hangisi gerçek sevgili şimdi?

Hangisi gerçek sevgili şimdi?

14 Şubat 2019
866 views
Arabasını Sanayide Bırakan Adam

Arabasını Sanayide Bırakan Adam

17 Ocak 2019
2.543 views
Bunlar da var!
Arda Türkmen’den İçli Köfte Tarifi

Arda Türkmen’den İçli Köfte Tarifi

16 Mayıs 2018
3.039 views
Elleri Öpülesi Jandarma!

Elleri Öpülesi Jandarma!

9 Mayıs 2018
520 views
AFYONKARAHİSAR’DA YERALTINDA BİR TÜNEL

AFYONKARAHİSAR’DA YERALTINDA BİR TÜNEL

23 Temmuz 2018
23.282 views
Gizli Öznelerimiz; Şehitlerimiz.

Gizli Öznelerimiz; Şehitlerimiz.

27 Kasım 2018
494 views
Siz olsanız hangisini alırdınız?

Siz olsanız hangisini alırdınız?

5 Mayıs 2018
4.730 views
Amazing Commercial from World

Amazing Commercial from World

5 Ağustos 2019
29 views
Incredible Miniatures by Michael Yurkovic

Incredible Miniatures by Michael Yurkovic

19 Haziran 2018
1.258 views