SON DAKİKA

Taş Medrese kurslarında üretmenin keyfi yaşanıyor

Taş Medrese kurslarında üretmenin keyfi yaşanıyor

Gedik Ahmet Paşa Medresesi namı diğer (Taş Medrese) Sorumlusu Ali Örk, yeni dönemde gerçekleştirilen kursları detaylarıyla Kocatepe Gazetesi muhabirine anlattı.
Burcu Aydın: Yaygın adı ile Taş Medrese de kurslar ne zaman başladı? Süreç nasıl işliyor?
Ali Örk: Normal periyotta kurslarımız 6 ayda bir başlıyordu. Bu yıl ki sürecin Ramazan ayına rast gelmesi kurs döneminde okulların tatile girmesiyle dönem uzamış oldu. Geç başladık, normalde Ocak ayı itibariyle kurslarımız başlıyor. Ocak ayına kadar şuanda tüm kurslarımıza kursiyer kaydı yapıyoruz. Nasip olursa Ocak ayının 10’u ya da en geç 15’i gibi tekrar yenilenmiş vaziyette kurslarımız faaliyete geçecek. Yani 15 Ocak 2019 tarihi itibariyle kurslar başlamış olacak.
Burcu Aydın: Peki toplam kaç kurs var? Bu kurslar neler ve yeni açılan kurslar var mı?
Ali Örk: Şu anda aktif olarak 9 tane kursumuz var. Ama toplam kurs sayımız 15’tir. Tespih, deri aksesuar, yemeni- çarık, keçe, cam boncuk, tezhip minyatür, kitre bebek, Afyonumuzun unutulan mesleği boynuz tarak, gümüş atölyelerimizde kurslar veriliyor. Yalnız cam kurs olarak değil de genelde etkinliklerde kendimiz work shop olarak kullanıyoruz. Tabii Taş Medrese’ye gelen misafirlerimiz veya özel günlerimizde de cam boncuk atölyemizi açıp görsel bir uygulama yapıyoruz. Yeni açılan seramik ve çini atölyelerimiz var. Aynı zamanda hüsnü hat, ahşap baston, el yapımı bıçak, ebru atölyelerimizde ki kurslarımızla inşallah yeni döneme başlamış olacağız.

28790-tas-medrese-kurslarinda-uretmenin-keyfi-yasaniyor-400x0

Burcu Aydın: Kursiyer sayısı dolan kursunuz var mı? Bir kontenjan belirlendi mi? En popüler kurslar hangileri?
Ali Örk: Elbette bir kontenjan belirleniyor ama dolsa da sıkıntı olmuyor. Çünkü tüm kursiyerlerimizden en az hafta bir gün gelmelerini istiyoruz. Haftanın 6 günü olan kurslarımız var. Dericilik, keçecilik, boynuz tarak kurslarımız bu gruptadır. Boynuz tarak hariç diğer kurslarımız da haddinden fazla başvuru var. En popüler kurslarımız şu anda deri ve keçe.
Burcu Aydın: Kursiyerlerin uyması gereken kurallar ve başvuru şartları nelerdir?
Ali Örk: Başvurusu fazla olan kurslarımızı ikişer, üçer gün bölümlere ayırıyoruz. Örneğin iki gün bir kurs, iki gün başka bir kurs şeklinde dağılım yaptık. Başvuru şartlarımız 18 yaşından büyük olmak, kayıt yaptırırken bir adet fotoğraf, kimlik fotokopisidir. Bunlarla kayıt formunu dolduruyoruz. Kayıt olunan kursa en az bir gün devam etmek zorunludur. Biz tüm kurslarımızda olabildiğince öğretmeyi hedefliyoruz. Amacımız süreyi doldurup belge vermek değil gerçek anlamda kursiyere öğretmektir. Yani dişe dokunur iş amaçlanıyor. Normal bir kurstan daha çok meslek öğretme amacı güdülüyor. Çıraklık misali mesai saatleri içerisinde sabah saat 09:00’dan akşam 17:30’a kadar kurslarımız sürüyor. Bir saat öğlen arası veriyoruz.
Burcu Aydın: Kurslarda üretilen ürünler değerlendiriliyor mu?
Ali Örk: Önce ki kursiyerlerimize de bir gün ayırıyoruz. Onlarda kendilerine ayrılan günde istedikleri çalışmayı üretiyorlar. Kursiyerlerimize malzemeyi biz temin ediyoruz. Ürettikleri ürünleri de özellikle fuarlara gittiğimiz zaman satışını yaparak ücretini onlara veriyoruz. Kursiyerlerimiz kişisel gelişimin yanı sıra bütçelerine katkı sağlıyor.
Burcu Aydın: Kursa veya kurslara katılmak isteyenlere tavsiyeniz var mı?
Ali Örk: Kursa gelmek isteyenlere ilk tavsiyemiz önce buraya gelip atölyelerimizi gezmeleridir. Yatkınlık kadar bir işi severek yapmak önemlidir. Çoğu insanımız daha işin başında “Ben bu işi yapamam” gibi anlamsız bir ön yargıya kapılabiliyor. Yapamam demeden kesinlikle şartlandırmadan yapma çabası olduğu sürece birkaç gün içerisinde yapmayı planladığınız işi sevmeye başlıyorsunuz. Özellikle ürün şekillenip ortaya çıkmaya başlayınca kişiye daha fazla bir iştah geliyor. Ama belli bir süreden sonra da işin özünde sabır var. Gösterilen sabrın sonucu da her zaman için güzel oluyor. Hatta ‘Ben buraya isteyerek, severek geldim. Ama galiba olmayacak” dedikten sonra kendi işyerini açan kursiyerlerimiz var. Allah’a şükür bunları gördükçe bizler mutlu oluyoruz. Unutulmaya yüz tutan meslekleri tekrar canlandırmaya yönelik hazırlanan bir proje ile bu kurslar açıldı. Bunlar sadece bizim çabalarımızla olmaz. Halkımızın da unutulmaya yüz tutan mesleklerin bir ucundan tutarak her şey Afyon için diyerek birlikle hareket edersek inşallah atalarımızın uzun yıllar önce sağlıklı üretip kullandığı malzemeleri tekrar hayata geçiririz. Hem insanlara hem de kendimize faydalı olmuş oluruz. Taş Medrese de kursiyerler üretmenin keyfine varıyor. İnşallah kurslarımıza talep bekliyoruz.
>> Burcu AYDIN’ın Özel Röportajı

Kaynak: www.kocatepegazetesi.com

Başlıklar: ,

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapın.

SİZİN İÇİN ÖNERİLİYOR

22 Ağustos 2018, 12:56

Kurban’da Ethem Dede’lere dikkat edelim!

ki büklüm beli, elinde asası.. Yüzünde derin çizgiler..
Durup, arabaya aldım.
-Nereye gidiyorsun dede ?
-Az ilerdeki kurban kesilen yere bırakırmısın oğlum .?
– Ne yapacaksın orda dede ?
– Belki biraz et verirler..
– Evin nerede ?
– Zafer mahallesinde..
– E nasıl gideceksin uzak oralar..
– Biraz et bulalımda Allah kerim..
Kısa yol boyu bi kamyon dua etti..
Dedeyi bıraktıktan sonra aklıma takıldı.. Gideceğim yerdeki işimi alel acele halledip pazara geri döndüm..
Ethem dede pazarın sütünlarından birinin dibine koyduğu çuvala bir poşet koyup, boş başka bir poşetle elinde asa ağır aksak tekrar pazarı turluyor..
Öbek öbek insanlar karınca misali etleri kesip biçip tasnif ediyor.. İyiler çil çil leğenlerde.. Kemikliler ayrı bir yere yığılmış.. Kantarlar ortada belliki işler sona yaklaşmış.. Birazdan ne var ne yok paylaşılacak..
Yanına yaklaştığı yerlerde kaçamak bir göz teması kuruyor Ethem dede ..
Bu çok kısa tedirgin ” bana verecek bişeyiniz var mı? ” sorusu..
Bu göz temasına çok yerde karşılık alamayıp ürkek adımlarla çekilip bir diğerine gidiyor..
Bu naif sorunun cevabı hiç o çil çil etler olmadı kaç yere gittiyse..
Kimi göz ucuyla iç yağları işaret etti, bonkör olan bir ikisi bol kemikli birkaç parçayı..
Eliyle lütfedip veren olmadı..
En son yerde herkesten uzak sahipsiz olduğu belli olan bir işkembeyi cebinden çıkardığı çakı ile kabaca temizleyip poşete koydu..Ben yarım saate yakın onu farkettirmeden izledim..
Serde işgüzarlık var.. Bir iki yere ” Şu amca yardıma bakınıyor galiba” dedim.
Pek kimse oralı olmadı..
Sana ne? Senin menfaatin ne türünden bakışlar attılar sadece..
Birkaç kare de fotoğraf çektim..
Bunun dışında hiç müdahil olmadım.
Onun ve çevresindekilerin yaşadığı sessiz diyaloğu, olup bitenleri bir mimik bile kaçırmadan gözlemeye çalıştım..
Epey sonra, dolaşmaktan yorgun olarak güzgüneşine nazır bir kaldırıma oturunca yanına gidip oturdum..
– ne yaptın dede ?
Beni tanıdı .. Tekrar gördüğüne mi sevindi, haline mi hüzünlendi bilmem ağlamaya başladı !
– Çok şükür toparladık bişeyler.. dedi
– hadi o zaman seni evine bırakayım dedim..
Yol boyu bir tır daha dua etti..
Hikayenin ana fikri ben ne iyi bir insanım değil.. Nefsimiz işin içine bulaşık ettiyse affola..
Bu yaşadığımı paylaşıp paylaşmama konusunda çok tereddüt ettim..
Ana fikir şu ki bu bayram biz bol et yiyelim diye emredilmemiş.. Kurban kesme imkanı bulanların büyük bir kısmı zaten normal zamanda da evine et alıp götürme imkanına sahip..
O dedeye parça kalıntı etleri göz ucuyla işaret edenlerin buğazından kendilerine ayırdıkları löp etler nasıl geçecek bilmiyorum..
İbadet şuuruyla kurbanlarını kesenler nizami olarak emredildiği gibi üçe tasnif edecekler mi ?
Hassas Dijital tartı ile etleri aralarında paylaşanlar aynı hassasiyetle ondan ihtiyaç sahiplerinin hakkını ayırmalı değil mi ?
Çevremizdeki Ethem amcalara dikkat edelim..

Alıntıdır.

Devamını Görüntüle