SON DAKİKA

Gizli Öznelerimiz; Şehitlerimiz.

Gizli Öznelerimiz; Şehitlerimiz.

Acun Ilıcalı ve Şeyma Subaşı boşandı. Bütün ülke Subaşı’nın alacağı nafakayı düşünüyor. 125.000 tl! Yazıyla da yazalım yüz yirmi beş bin Türk Lirası! Eski parayla da yazalım 125 Milyar! Peki size sorarım bu medyatik şahsiyetlerin hangi biri boşanmıyor ki? Yani buna alışmış olmayı bi kenara bırakın neden bizi ilgilendiriyor ki? Kendi kararları, kendi çocukları, kendi paraları.

Peki bizi ne ilgilendirirdi?

Bizi yatağımızda rahat yatalım diye askerde buz gibi soğukta nöbet bekleyen Mehmetçikler ilgilendirirdi.

Onların kılına zarar gelse bizim canımızın yanması gerekirdi.

Bir helikopter düştü.

4 tane aslan gibi komutanımız şehit düştü.

Annelerin, eşlerin, çocukların yüreğine ateşler düştü.

Hani Nefes filminde komutanın efsane repliği var ya “Televizyona bile çıkarsınız. 2 dakikalığına, ne 2 dakikası 45 saniyeliğine! Kahraman olursunuz. Sonra da magazin haberleri!”

Hep gizli özne olarak kaldılar, şehitlerimiz, magazin haberleri arasında…

Şimdi bize ne oldu da böyle olduk? Duyarsızlaştık,

hissizleştik,

ciddiyetsizleştik.

Son 20 yılda İstanbul’da 2’si polis helikopteri olmak üzere 5 helikopter düşmüş. Neden düşmüş? Sebeplerinin araştırılıp bulunup bir daha düşmemesi için ne yapılabilir? Bence konuşulması ve tartışılması gereken buyken Subaşı’nın nafakasını tartışmak ve konuşmak aptallıktır!

9c12bf34-d613-4e3d-b3df-044bef406741

helikopter-kazasi-aa-1

 

Başlıklar: , , , ,

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapın.

SİZİN İÇİN ÖNERİLİYOR

13 Kasım 2018, 02:32

Mahalle Fırınları

MAHALLE FIRINLARI
Dört kulplu tekne çıktı ortaya,
Dünden üretildi, ekşi maya.

Fatma nine seslendi ‘’Patatesler soyuldu mu?
Doldurun tekneye bir çuval unu’’

Fırıncıdan alındı nöbet,
O vakte yetiştirilecek elbet.

‘’Haşlanmış patatesleri sürtün taşta!’’
Kaynana emrediyor oturup en başta.

Bağlamış gelin başını, sıvanmış kolları,
Saygılı; sanki hiç yokmuş gibi sorunları.

Mayasını kardı bir köşesinde teknenin
Amanın, pek de hamarat bu gelin.

Kontrol ederek suyun ısısını,
İçinden etti, unutmadı duasını,

Bütün gücüyle girdi, gelin teknenin içine,
İyice yoğurdu, patateslerde katılarak ezercesine.

Yoğurduğu hamur değil hayatı,
Yaşamanın rızkı; hem ümittir, hem acı…

Unu benden, uğrası senden,
İki eltinin hikâyesi aklına geliverdi hemen,

Bir tas unla gelmiş açıkgöz elti,
Dökmüş suyu; ‘’ Cıvık oldu, elti uğra geti!’’

Uğra, su, un derken, bahaneyle,
Hamur olmuş, koca bir tekneyle…

‘’Açıkgözün gözünü seveyim’’
Kaynana seslendi, ‘’Emme neyneyim…

‘’Anam Ayşe, babam paşa,
Gel hamurum gel, taşa taşa’’

Deyip unladı gelin hamurun yüzünü,
Kalın kalın örttü, teknenin üstünü.

Haşhaşlar sürtüldü, haşlandı mercimek,
Ekmek olmadan önce pideler çekilecek.

Hamur mayalandı sabaha karşı,
Bul birini daha, tekneyi fırına taşı.

İki kişi kulplarından tutarak,
Yol gider fırına kıvrılarak.

Çocuklar neşeli, cıvıldaşır ‘’Yağ, yağ yağmur,
Teknede hamur’’gidiyor dört başı mamur…

Mahallede fırınlar, zamanın gerisinde,
Saklanıyor, anılar kara kapının içerisinde.

Hamurlar dökülüyor, örtü serili tezgâha,
El hamuru alsın; bekleyecek biraz daha.

Fışkılar dünden geldi fırına,
Fırıncı atıyor fışkıyı ardı ardına…

Kızacak fırın, yanacak için için,
Çalışmalar, bir lokma ekmek için.

Fırın ağzını açar; sanki koca bir canavar,
Isısını ayarlamak gerek, fazla ise silengi var.

Pişerken, etrafı sarar mis kokular,
Cücüsünü bekler, küçük çocuklar.

Sohbet başlar, pişerken ekmekler,
Kadınlardan oluşan ayaklı gazeteler.

Dert yanar, ayaküstü, komşusuna,
İçler dökülür, çekiştirilir gelin, kaynana.

Kimin kızı nişanlanmış, oğlu evlenmiş,
Laflar demini alırken pideler pişivermiş.

Ekmekler pişerken sabır gerek,
Sırada bekliyor, bükme börek.

Mis gibi taze kokusu yayılır mahalleye,
Eve gidince serilir, içini çeksin diye.

Açlıkla tokluk arası bir dilim ekmek,
Hayata tutunmak için bu kadar emek.

Görülmeye değer, Fatma ninenin huzuru,
Ellerini açıp şükreder hakka doğru.

‘’Bize verdin olmayan kullarına da ver…
Yarabbi açlıkla terbiye etme bizi’’ der.
Zamana uyar, eski mahalle fırınları da,
Birer birer kapatır gözlerini; yaşar anılarda.

Şimdi tescilli ekşi mayalı, patatesli ekmekler,
Yenilenen NO 03 fırında pişmeyi bekler…

Mürşide AYHAN

Yazı ve fotoğraflar: Bir Zamanlar Afyonkarahisar sayfasından alınmıştır. Takip etmek için: https://www.facebook.com/Bir-Zamanlar-Afyonkarahisar-260370814147420/

Devamını Görüntüle