SON DAKİKA

Filistin ve İsrail Haritası 68 yılda nasıl değişti

Filistin ve İsrail Haritası 68 yılda nasıl değişti

israil filistin

Aslında bölgede her şey 1917 yılında imzalanan ve Osmanlı’dan kopuş anlamına gelen Balfour Deklarasyonu’nun imzalanması ile başladı.

İngiliz bakan Arthur Balfour, Siyonistlerin lideri Lord Rotshild’e resmi bir mektup yazdı ve İngiltere’nin Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması için Siyonistleri sonuna kadar destekleyeceğini yazıyordu. Bu mektup ’Balfour Deklarasyonu’ olarak tarihe geçti. Bu deklarasyon uyarınca Yüz binlerce Yahudi Siyonizm projesi kapsamında İngiliz mandası altındaki Filistin’e göç ettiler.

BM FİLİSTİN’İ İKİYE BÖLDÜ

Planlı Yahudi göçü ve bunun sonucunda Filistin’de Arapların 6’da 1’i kadar çoğalan Yahudi nüfusuna karşı bir tepki olarak Nisan 1920’de iki büyük Filistin ayaklanmaları yaşandı.

1947’de İngiltere, Filistin sorununun çözümünü Birleşmiş Milletler’e devretti. Birleşmiş Milletler Filistin’i iki parçaya bölüp %56.5‘ini Yahudilere, %43.5’ini Araplara vermeyi teklif etti. Filistin bu fikre sıcak bakmamasına rağmen, 33 ülkenin oyuyla bu plan kabul edildi.

israilin-haritasi-1917-ve-2012

Aradan geçen 68 yıl içinde İsrail her fırsatta Filistin’i yok etmek için uğraştı. Bunun sonucunu da aldı. Filistin’in yüzde 43.5 olan toprak parçasından geriye bugün pek bir şey kalmadı. Filistinlilere düşen toprak parçası o kadar küçüldü ki bugün bir metrekareye 5 Filistinli düşer oldu.

Yeşil renkli olan yerler Filistin’in toprak parçaları, beyaz ise İsrail’i gösteriyor. 1946’da Filistin tek parçayken İsrail yerleşimcilerin kapladığı alanı birinci haritada görüyorsunuz. 1947’de anlaşma BM kararı ile harita ikiye bölününce İsrail Filistin’den daha fazla toprak parçasına kuruldu. 1967’e kadar yayınlamasını sürdürürken Filistin giderek küçüldü. Son haritada 2012 yılında Filistin’in son halini gösteriyor.

İSRAİL SÜREKLİ YENİ YERLEŞİM YERİ KURUYOR

Araştırmalar, Batı Şeria’da 1967’den beri süren İsrail yerleşim faaliyetleri sonucu 350 bin yerleşimciyi içine alan 151 yerleşim birimi inşa edildiğini teyit ediyor. Ayrıca Kudüs’ü dört bir yandan saran ve 180 bin yerleşimcinin yaşadığı 26 yerleşim birimi inşa edildi.

Arka arkaya gelen İsrail hükümetleri, Batı Şeria’nın 5800 km karelik yüzölçümünün yüzde 40’ından fazlasını yerleşim ve bağlantı yolları inşası için müsadere etti.

İsrail ayrıca Kudüs kentinin yüzölçümünün yüzde 50’den fazlasını kontrol altına aldı. Yerleşim konularında araştırma yapan uzmanlar, tecrit duvarının Filistin topraklarının 1967’den beri yaşadığı en büyük yerleşim faaliyeti olduğunu ifade ediyorlar.

Kaynak: http://www.internethaber.com/israil-ve-filistinin-68-yil-sonraki-haritasi-sok-ediyor-702415h.htm

Başlıklar: , , , , , ,

Yorumlar

1 Trackbacks/Pingbacks

  1. Pingback: Türk Bayrağını yerde bırakmayan çocuklar – Garahisarliyin.com on 25 Mayıs 2018

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapın.

SİZİN İÇİN ÖNERİLİYOR

17 Haziran 2018, 16:31

Eski Afyon’u Anlatan Muhteşem Şiir

eski Afyonkarahisar’a dair yine bir Ünal Taşpınar şiiri;
HAYALLERİMİZ

Ninem Osmanlı kadını,
Mahallede sözü geçer
Kapı önü sohbetlerinde dinlenir
Genellikle söylenir.

Demem o ki
Hani bi zamanlar yani
Kubeli mahallesinde ark önünde
Zamanın birinde
Şimdi masal gibi gelir gençlere
Bulaşık için
Matıf toprağı satılırken sokak sokak, kapı kapı eşek sırtında
Persil yok,
Henüz Tursil yok o zaman
Çamaşır makinası yok bizlerde
Bulaşık makinası yok.
Belki oje de yok!

O zaman esbab taşı vardı,
Çamaşır
Çamaşır kazanında!
Çivit vardı,
O zaman kurna vardı hamamda, hamam tası
Duş yokken, duşakabin yokken evlerde.
Sabah ezanında
İstasyon memurlarının ellerinde sallanan
Sefertasları vardı
Ve en güzeli muhabbet vardı, televizyonlar yokken
Radyo vardı lambalı,
Sokakta, pencerede anteni vardı kocaman.
Sohbet vardı kahvede, gezekte,
Gündüzde, gecede
Hoş sohbet vardı.

Masal değil,
Bilen bilir
Potin vardı, lastik-lapçın vardı kışta kıyamette giymeye
Mes vardı, yemeni vardı,
Tabanı otomobil lastiğinden çarık vardı
Pençe, gizli pençe vardı ayakkabılara
Gömleklere yedek yaka yapılırdı eskiyince değişmeye
Memurlarda siyah kolluk
Öğrencide siyah önlük,
Hokka, divit
Kalemlere bitmesin diye takılan kamış vardı.

Hani okulda yerli malı haftası için elma, armut, portakal
“Yerli malı, yurdun malı
Herkes onu kullanmalı”
Hani şarkı gibi dilimizde!

Sümerbank vardı,
Patiska vardı, pazen vardı
Hırkalarımız el emeği, göz nuru…
Bakır kap vardı
Tenekeci, kalaycı vardı.

Her taraf haşhaş tarlasıydı sanki köylerde
Mor
Beyaz,
Mor beyaz!
Yün, yapağı alıp satılırdı çarşıda
Afyon sakızı alınıp satılırken Uzun Çarşı’da sokak ortasında
Uluorta
Kimse dönüp bakmazdı bu nasıl iş diye
Alkoloit bilmezdik o zaman
Bir tüccarlar vardı afyon ticaretinde,
Bir Toprak Mahsülleri Ofisi.

Huriye Aba diye bilinir
Kuduz mütehassısı sanki ninem
Köpek ısırmışsa gelirler, köpek dalamışsa gelirler
“Benim elim değil, Hasan-ı Basri’nin Dede’nin eli” diye okur-üfler
Bir lokma ekmek verir hastasının ağzına
Bin dua ederek gönderirdi ninem
Mutlu
Sevinerek çıkardı evden konu komşu
Bin duayla
“Sağol Huriy’aba”

Ramazan’da bi sokak aşağıda Kubeli Camii’nde Teravihte
Hep aynı halının aynı yerinde.
“Gak gız!” demeye fırsat vermeden yeri açılır
Ya da ayrılmıştır her zamanki köşe Kubeli’de
Namazını kılar hep aynı yerde.

Abdullah Uluçelik İmaret’te ezan okurken
Ya da bi türkü
Önce “Yeşil olur İmaret’in selvisi”,
Yine
Abdullah Uluçelik;
Cemal Altıniğne, Hulusi Yamaner eşliğinde
Sonra bi kırık hava
“Gap’ardına da asa da goymuş galbırı
Bekarları yatağından galdırı”
Tahta kaşıklarla oynayan köçekler
Kimi şerbet, kimi rakı
Çay bardağından içecekler!

Düğünde çorbayla başlayan, bamyayla biten
Yiyecekler
Börek, yaprak dolması, kaymaklı kadayıf tatlısı
Deperotulu, etli pilav, kayısı hoşafı ve daha neler neler
Bazen yirmiiki çeşit sıra yemeği derler.

Çalgıcılar bi yanda
Gençler bi yanda
Yaşlılar bi yanda
Eğlence, muhabbet gırla!
“Hadi len!” demişse gaynata
Fırla!

Dedemin arka cebinde çevre vardı o zamanlar
Yeleğinin bir cebinde cep saati lokomotiflisinden,
Bir cebinde madeni paralar
Saat kaç dede deyince öğlen üzeri okul arasında
Şifreyi çözmüştür dedem
Kuru üzüm için delikli yüz para!
Ya da Muharrem’adan Şam tatlısı
Otpazar Camii’nin karşı köşesinden.

Babamın mendili arka cebinde
Pamuklu bezden
Henüz yoktu kağıt mendil bakkalda
En ala çukulata gofret
“Boş yok, boşa para yok!” diye çarşının pazarın bir köşesinde
Kader, kısmet
Çekiliş!
En çok çıkacak olan yine gofret!

Pazar yeri ayrı bir eğlence mekanı
“Otuziki dişine kemane çaldırıyor
Buz gibi gazoz”
Testereyle açmazsa olmaz,
Kalecik’in karında soğutmadıysa olmaz,
Gazoz köpürmeden açılmışsa yine olmaz,
Patlatarak ses çıkarmadıysa açarken olmaz!

“Ah ne güzel nane şeker!”
Mani okuyarak gezer
“Cambaza bak!”
“Sihirbaz Madreke gelmiş”
“Haldeki bütün portakallar
Arkasından gidermiş”.

Masala bak deme
Sen delikanlı,
Sen hanım kız
Masala bak deme
Hep masal gibi geçti
Bütün gençliğimiz
Hani masaldaki gibi:
Zümrütü Anka kuşu hariç
Bir varmış,
Bir yokmuş misali
Gökten düşen elmalar sizin olsun,
Bütün ümitleriniz sizin
Anılarımız bizim
Bize kalan yaşanmış, yaşanmamış hayallerimiz,
Hayallerimiz bizim!

MEHMET ÜNAL TAŞPINAR

9797CC0D-7378-43E5-98D0-D374449B364A

Şiir Facebook’ta “Bir Zamanlar Afyonkarahisar” sayfasından alınmıştır.

Devamını Görüntüle